Sevgili Günlük #23 | bahar yağmurlarıyla gelirsen

Aydınlık bir güne daha gözlerini açıp merhaba dersin, bu kez iyileşmiş olduğunu umarak; ama ne mümkün. Yine ilaçlarla bitki çaylarının müdavimi olacağını düşünür ve küçüklüğündeki gibi burnunu tıkayıp içeceğin öksürük şurubunun acı tadını alırsın damağında. Bekletmek yerine bir anda yutman gerektiğini öğrenememekten hep bunlar. 🤦‍♀️

Evden çıkıp da gökyüzünde parıldayan güneşe bakınca içinin ısındığını hissedersin anında. Çiçeklenen ağaçların mis kokusunu aldığında anlarsın baharın geldiğini. :)
Biraz ilerideki çocuk parkı henüz bomboştur, şu salıncakta biraz sallansam ne olur yani diye düşünürken; tahterevalli üstünde bir çift görürsün. Savaştan kaçıp ta buralara kadar gelebilen o insanların birkaç dakikalığına bu dünyanın kötülüklerinden sıyrılıp mutlu oluşlarını izlersin uzaktan. Yanından gülümseyerek geçtiklerinde daha önceki kızgınlıkların hafiflemiş gibidir sanki..

Şehrin en yüksek tepelerinden birinde olduğunu, semte yüksekten baktığın o kameriyede oturduğunda anlarsın. Ağaçların dalları rüzgârın etkisiyle bir o yana bir bu yana doğru sallanırken, bir şeyler mırıldanıyor gibi gelir sana. Kelebekler ve uğur böcekleri gelip konarken çiçeklere, dokunmak istersin narin bedenlerine. İlk defa bulunduğun bu yer bir tefekkür mekânıdır artık senin için. Elinde tuttuğun sıcacık çay içini ısıtırken, yapay şelaleden düşen damlaların yüzüne çarpmasıyla ürperirsin.
Manzarayı süsleyen teleferiklerin içindekiler ne düşünüyorlardır acaba bu şehre tepeden bakarken? Evlerin üstünden geçerken yaşanan hayatları merak ediyorlar mıdır? Aşağıda küçücük görünen insanlar kadardı belki de etraflarına olan ilgileri..

Rüzgârı iliklerine kadar hissettikten nice sonra oradan ayrılıp hemen yanı başındaki K. Etnografya Müzesi'ne uğrar ve bu sayede birkaç saat geçmişte takılı kalırsın.
Eski Ankara sokakları ve insanlarının yansıtıldığı bölümlerde uzun uzun duruşların, sanki o ânâ dönecekmiş hissini verse de seni uzaktan izleyenlere; aklında kalan en önemli şey o zamana ait olduğun düşüncesi. Zevk sahiplerinin eşyalarının süslemeleri, kıyafetlerin özeni ilgi çekicidir. Naifliğini yansıttıkları sedirli odaların içinde bir yer açmak istersin kendine. Kanaviçeli nakışlı perdelerin ardını görür, belki bahçedeki iğde ağacının kokusunu da alırsın. Odun ateşinde ısınan çaydanlığa elini uzatmak isterken cam bölmeye çarpınca anlarsın o hayatla arandaki görünmez duvarları. Geçmek imkansızdır artık..


Ayakların seni teleferiğe doğru sürükler. Biraz önce kabinlerin içindeki insanların ne hissettiğini merak ederken buna kendi gözlerinle şahit olacak olmanın sevinci vardır içinde. İlkler her zaman özeldir. Bazısı yıllar sonra bile güzellikle yâd edilerek, tekrar yaşanması umut edilir. İşte benim için de öyleydi bu deneyimim. Yirmi dakika boyunca yerden metrelerce yüksekte olduğunu bilmenin verdiği heyecanla yol almak ve seyretmek çok hoştu. Karşıdan gelen kabinlerde el sallayan çocuklara karşılık vermek, manzaranın keyfini çıkarırken fotoğraf çekmek de. Çam ağaçlarının arasından geçerken dallarına çarptıktan sonra durduğu an içim burkuldu. İnerken aklımda kalan şey ağacın sürekli incitildiğiydi. :(

Hava birden bire değişir. Bulutların hangi ara pamuk beyazından griye döndüğünü anlamaya çalışırken bir damla ansızın düşüverir. Bir damla alnınıza, bir damla elinize ve bir damla daha derken yağmurun hızlandığını fark ettiğimizde artık çok geçtir. Etrafı hızlıca kolaçan edip sığınabilecek bir saçak altı arasak da çoktaan yakalanmışızdır bahar yağmurlarına. Küçücük bir kız çocuğu gibi kaçtıkça kovalanarak bu oyuna kendini iyice kaptırıp yürürsün ya da yağmurun dinmesini bekleyip dalarsın uzaklara..

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik
Bir güzellik doluyor yüreğime şiirden
Yavuz Bülent Bakiler

Nisan yağmurları sanki gökyüzünden değil de başka bir dünyadan bizi ziyarete geliyor gibidir. Şifâlıdır yüreklere, ilhâm kaynağıdır şairlerin gönlüne, istiridyelerin kalbine düştüğündeyse inci tanesine bürünür. Toprak onunla can bulur ve usulca kımıldar ağaçların dallarına, cansuyu olur ve kış uykusundan uyandırır.
Yağmur tüm şehri aydınlatır ve temizler. Hediye olarak gökkuşağını bırakır ardında ve o muhteşem toprak kokusunu..

Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin
Yağmur ince ince toprağa sinsin
Bir başka âlemden gelmiş gibisin
Dalmış gözlerinle pencerelerde
Ahmet Hamdi Tanpınar

Gün biterken hiçbir yağmurun üşütmediğini, yalnızca içimizi titrettiğini düşünüp suçu gecenin bir yarısı yenilen dondurmaya atarız. Nasılsa dili yok konuşup savunamaz kendisini öyle değil mi? :)
Bekle beni adaçayım ıhlamurum, siz olmadan ben ne yapardım.. Sen bekleme öksürük şurubu. :/

bahar yağmurlarıyla gelirsen,
seversen
ben buradayım..
Murat Göğebakan


Sevgili Günlük #22 | bana bir şarkı gönder

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
21 Comments