Sevgili Günlük #22 | bana bir şarkı gönder

Kaynak

Ne zaman kendi kendime kızıp küssem, defterimi ve kalemimi alıp inzivaya çekiliyorum. Yanımda bir tek onlar olsun istiyorum. Çünkü onlar hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmayan iyi birer dinleyici ve kıymet bilendir.
İçinden öyle şeyler söylemek geçer ki zaten anlatsan da değiştiremeyeceğini bildiğinden lâl olur dilin. Dilinden esirgediklerin parmaklarından dökülmeye başlar ve durduramazsın. Yazmak, yazmak ve hafiflemek istercesine yazmak..

O anlarda bir defterin ya da kitabın rastgele sayfasını açıp okumak hoşuma gidiyor. Sanki benimle konuşuyor gibi hissediyorum ve söyleyeceklerini merak ediyorum. Bu kez defterin sayfasında gözüme çarpan ilk şey, Ahmed Arif'in yazdığı şu söz oldu:

Herhal ilerdedir, yaşanacak günlerin en güzelleri..

Bu aslında insanı bir müddet etkisi altına alıp sarhoş edebilir. Sönmüş umut mumunu yeniden alevlendiren, yitirilen inancın tazelenmesini sağlayan büyü gibi bir şey.
Duyduğumda beynime akın eden 'peki bu günler de dünün yarınları değil mi?'yi anında kovuyorum. Yeter artık bırak peşimi karamsarlık rüzgarı. Artık güneş ile ısınmak ve hayal denizine dalmak istiyorum dercesine..

O an gelen bildirim sesiyle uyanıyorum. @nurengizbagirova'nın şu yorumu içimde saklı olan yaraları gün yüzüne çıkarıyor.

Küsdürməyin insanları, sonra yaşama səbəblərini bula bilmirlər və özlərini ölümə tərk edirlər.

Belki de gerçek yalnızlık; etrafınızda ne kadar kişi olursa olsun, siz giderken peşinizden hiç kimsenin gelmeyeceğinden emin olmaktır. Özlerini ölüme terk etmek; içten içe yanarken dışardan hiçbir dumanın görünmemesi, ta ki tamamen alevlere teslim olana dek.
'Ateşten eli yanan çocuğun, ateşi sevmesi gibiydi belki de..'

Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar. Yaşamaktan, güzel olan her şeyden. Bir odada yalnızlığı; bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı.
Nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar. Küstürmeyin işte bazı insanları.. *

Canımı yakan, bir anda ortaya çıkıp beni kederlere boğan bir sıkıntı var biliyorum. Tıpkı kendini güvende sanarak beraber yürüdüğün; ama kimsenin olmadığı kuytu köşede sırtından bıçaklayan hain bir yol arkadaşı gibi..

Kaynak

Bazen hayat çekilmez bir hâl alır ya da artık onu çekmek istemeyiz. Sanki tüm olumsuzluklar bir araya toplaşıp bizi bulup hayatı zindan etmek ister.
Belki de İbrahim Tenekeci'nin "zor tutuyorum kendimi dökülmemek için" dediği saatlerdeyiz. Ondandır ki bir yabancıya, bütünüyle güvenmek ve her şeyi anlatmak isteyişimiz. Ruhlar birbirine birden bire bağlandığından, sen onu tanıyana dek kalbin pencereleri çoktan açılmış oluyor ve bunu sadece yüreğin anlıyor. Belki de kendinden kaçıp o ruha sığınmak ve onda yaşamak istiyoruzdur kim bilir?

Tam bu esnada radyodan duyulmaya başlayan o naif tınıyı bir yerlerden hatırlıyorum sanki. Nedense sürekli bir şeyler çalmasına rağmen sadece bunu duydum. Bakmakla görmek arasındaki fark gibiydi benim için bu.

dağılmış saçlarım gönlünün yatağına uyandırma
sabah olsun ben giderim sen kal rüyamda
aramak o kadar kolay mı sandın?
yolların bana aşktır artık..

sesim bende bir yabancı gibi şaşarım
gönlümün takvimine şiir oldu yüzün ararım
ah bulmak o kadar kolay mı sandın?
aramak bana aşktır artık..

Bazı kokuların ve tabi ki şarkıların ânı olduğu gibi mühürleyip, onları hiç bozulmadan saklaması ve birden bire ortaya çıkararak bizi mahvetmesi için sözleşmesinin tesadüf olmadığına inanıyorum.
Eskiden insanlar gurbete gittiklerinde, içinden geçenleri sevdiklerine mektupla değil de kendi sesleriyle duyururmuş. Bunun için boş kasetlere; sanki o bir çift göz karşısındaymış gibi hissederek konuşur dertleşirmiş. Ne kadar da kıymetlidir o anda söylenenler.. Belki sustuğu ve sadece nefes alıp verdiği saniyeler dahi gözyaşları içinde dinleniyordu kim bilir? Keşke şimdi de olsa.

"Durum kötüleştiğinde ve konuşmak zor olduğunda bana bir şarkı gönder." diye yazan kişinin muhatabının hâlini çok iyi anlıyorum.

Kaynak

Edip Cansever'in İlhan Berk'e 1969'da yazdığı mektuptaki şu satırları okuyunca 'belki de ihtiyacım olan tam olarak böyle bir şey' demek geçiyor..

Düzeltemiyorum hayatımı, neresinden çeksem, öteki yanı bozuluyor. Gel İstanbul'a. Konuşmadan dolaşalım. Tepelere çıkalım tepelere, uçmayı duymak için. İnimdeyim, dükkanın üstünde. Şiir, belki biraz şiir..

6 Şubat 2019


*nazım hikmet

# Sevgili Günlük 21 | Bulutlar yağmura döndü

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
28 Comments