Bir kitap #6 | Aşk Algoritması

Bilim kurgu kitaplarını ve filmlerini tarzıma pek yakın bulmuyorum aslında. Sahici olmayan yapısından dolayı bana hep bir simülasyonun içindeymişim havasını verdiği içindir belki.
Yerli bilim kurguya dair hiçbir şey bilmediğimi de Steemit'e geldikten sonra fark ettim.
@bilimkurgu & @muratkbesiroglu'nun hikâyelerini okudukça biraz daha ısındım diyebilirim. Çünkü çok mekanik bir havası var gibi değildi; içimizdendi, bizdendi sanki öykülerinde geçen insanlar. Onların sevinciyle mutlu olurken, zor durumda kaldıklarında özellikle başlarındaki metal halkayı çıkartırken bizim de canımız yanıyordu..

Yine de beni etkileyenin bir youtube röportajının olduğunu söyleyebilirim. Yazarımızın Aşk Algoritması isimli kitabından bahsettiği sırada ağzından çıkan "Metnin sesi, ritmi ve bir müziği var." sözü ahenkle yankılanıyordu. Kitabın sayfalarında da o müziği duymak istedim. :)

Bir aydan daha uzun süredir orta sehpamın üzerinde bekliyordu diğerleriyle birlikte. Araya seyahatler de girdikten sonra, artık okumanın vaktidir diyerek başladım. O müziği dinleyebilecek miyim diye ilk cümleleri okuyordum ki 245. ve son sayfasına gelmişim. 🤷‍♀️


2025 İstanbul'unda geçen hikâyemizi Tuğ ile aynı evi paylaşan Samet'in penceresinden izliyoruz.
Bir algoritma üzerine kafa yoran Samet, tavan arasındaki sandıktan çıkan define haritasını inceliyormuşcasına heyecanlıdır. :)

Hayatımda hiç âşık olmamıştım. Konuya ister istemez bir şair gibi değil de bir mühendis gibi yaklaşıyordum. Filmlerde ve şarkılarda sürekli adı geçtiği için aşkın ne olduğunu tam olarak bilen var mıydı?
Bir insanın bir insana âşık olduğu nasıl anlaşılıyordu?

Mutluluğun sırrını da aşkın formülünü de insanların yüzlerinde bulmuştu. Âşık olup, uzun süre beraber olan çiftlerin git gide birbirlerine benzemeleri benim de hep ilgimi çeken bir konuydu. Hatta aynı yerde yaşamak zorunda kalan kişiler dahi etkilenebiliyordu, huy - karakter ve fiziksel özellikler bakımından. Yurt ortamında yaşamış biri olarak buna inanıyorum. Daha da ilginci, evde birlikte yaşadıkları kedi - köpeklerine sahiplerinin benziyor oluşu. 🤷‍♀️

Samet aklındaki bu fikri hayata geçirebilmek ve yatırım alabilmek için bir ekip kurar. Berkan Aşk Algoritması'nın nam-ı diğer Gülizar'ın yazılımıyla ilgilenirken, Deniz de pazarlama konusunda destek olacaktır.

Programın sorduğu 12 soruya en yakın cevapları veren ve yüzleri birbirine en çok benzeyen adaylar sıralanarak, uygun çiftlerin birbirlerini bulması sağlanacaktır.
Gülizar'ı herkesin mahallesinde olan, pencere başında oturup radar misali gelip geçeni takip ederek insanları darlayan teyzelere benzettim. :))

7.soru: Boş zamanlarını nasıl geçirirsin, hep belgesel izlersin değil mi? Herkes belgesel izleyip kitap okuyor. Kurbanın olayım doğruları yaz. Aşk şakaya gelmez yanlışı hiç kaldırmaz.

Bazen de görmüş geçirmiş, her sözü altın kıymetinde olan yaşlı nineleri andırıyordu. Keşke etrafımızda hep böyleleri olsa da bizi kendimize getirse.

9.soru: Hiç şükrediyor musun? Neye şükrediyorsun, hangi konuda minnettarsın, memnun olduğun şeyler nelerdir?
Allah hepimizi hâllerine şükredenlerden eylesin.

Samet ve arkadaşları program üzerinde çalışırken benim asıl dikkatimi çeken, Tuğ'un sır gibi sakladığı Bonanza idi. Hani bazen filmlerde esas kız - esas oğlan hikâyesini değil de yan karakterlerden birine kafayı takıp hep onu izlemek ve dinlemek istersiniz ya. :) İşte ben de keşke kahramanımız Bonanza olsaydı demiştim. Onu o kadar sevdim ki benim arkadaşım olabilir mi acaba? 🙄
Hele ki Bonanza'nın kovboy şapkasından oluşan ikonu olduğunu da öğrenince, nostaljik dizisini açıp izleyesi geliyor insanın. 🙆‍♀️

Forumlardaki konuşmaları ve seyirci değerlendirmelerini oku. Haftanın en popüler filmini bul, internetten indir. Cumartesi akşamı saat 20.00'de izlemek için çalıştır.

Her ne kadar Tuğ onu köle Isaura gibi kullansa da düşündüm de ben de olsam başka bir şey yapmazdım sanırım. 😜
'Tweetleri oku, izlemeyi unuttuğum karavan videosu varsa duvara yansıt, istediğim kitabın yorumlarını okuyup sitelerde fiyat karşılaştırması yap, dizinin yeni bölümünü indirip cipsleri hazır et. :D

Samet'in Tuğ'a "Bonanza'yı alıp kahveye götürsek okeye dördüncü olur, hiç böyle birini hayal etmemiştim." dediği yerde sesli güldüm. :D
81 sayfa boyunca merak ettiğim bu muydu? :)

Ayrıca asıl dedikoducu olan erkeklermiş. Apartman görevlisinin anlatacaklarını bir an önce dinlemek için sabırsızlanmaları çok keyifliydi. :D

Kitap kısa kısa bölümlerden oluştuğu için sıkılmadan devam edebildim. Şey gibi sanki; Samet'in her gece yatmadan önce kaleme aldığı günlüğünü, sakladığı yerden bulup gizlice okuyormuş hissini uyandırıyordu. :) Bilim kurgu ile harmanlanmış romantik komedi filmi izliyormuş gibi de hayal ettim ara ara.
Hatta Black Mirror'ın bir bölümünü ve Zoe filmini de anımsattı bana.
Bunları defterime yazarken, kitaptan şu anki ruh hâlime göre rastgele bir sayfa açtım ve nasibime bu satırlar düştü. ☘

Lapa lapa kar yağdığı zaman çalan telefonda, Samet'in halasıyla ağlayarak konuştuğu an ben de gözyaşlarıma hakim olamadım. :(
Bazı bölümlerine gerek var mıydı diye de düşünmeden edemedim. Mesela elektronik sigara partisinde içim kötü oldu. :/
Bir de ister istemez ufak tefek yazım hataları gözüme çarptı. Umarım editör yeni baskıya kadar bunları fark edip düzeltebilir.

Acaba Samet, Berkan ve Deniz birbirlerine sâdık kalarak programı tamamlayıp, United Angels şirketinden bekledikleri yatırımı alabilecekler midir?
İnsanlar, verdikleri cevaplarla ve yüz benzerliğinin etkisiyle ruh eşlerini Aşk Algoritması sayesinde bulabilecekler mi?
Yoksa bu hayalleri tarihin tozlu sayfalarında mı yitip gidecek?

Okumaktan da anlatmaktan da keyif aldığım Aşk Algoritması'nı kelimelere dökebilmek, yazarının da okuyabileceğinden ötürü birazcık zordu.
@muratkbesiroglu ellerinize sağlık, size ve okuyan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 🙏🌼


Kanlıkayalar'daki Esrarlı Cinâyetler

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
15 Comments