Holiday Turned Into Adventure

image.png

Two weeks ago, with the forest fires in full swing, it was time for our vacation. We were hesitant to set off when people were in trouble, but we had made the reservation in advance, we had no chance to cancel.

The Marmaris-Datça highway was closed to traffic the day before, when we heard the news that the road was opened, we went on the road as a family. Our journey was very comfortable, we reached Marmaris in 7 hours cheerfully. At the exit of Marmaris, we saw that the road to Datça was closed. The setting was reminiscent of American disaster movies. Helicopters pass overhead all the time; Ambulances and fire engines were advancing the convoy of cars standing on the side. It was 50 degrees celsius outside and we were trying to decide what to do inside the car. It was unclear when the road would reopen to traffic. Returning to Istanbul after 700 km of travel was not the preferred option.

I immediately started arranging hotel rooms in Marmaris. There was no room in any hotel. While looking for a hotel nearby towns, we thought of a friend who has a summer house in Marmaris. Thanks to our friend, she delivered the key to us through a friend in Marmaris. The cottage was quite a distance away; we threw ourselves into the house. Meanwhile, there was a smell of soot in the air, as if hundreds of barbecues were burning all over Marmaris. It was like a sauna outside, and the sky was slightly red.

It was frightening to see the opposite hills burning from the window of the cottage hall. We were constantly watching the fire from the window so that we could escape if the flames approached. In that heat, the thing that people fear the most is to be thirsty. We went out and went shopping to the market around the corner. Meanwhile, fire helicopters were constantly flying overhead. There was no water left in the first market, and when I saw that there was no water in the second one, I panicked for a moment and bought a pack of mineral water.

When we got home, the electricity was cut off and the air conditioner didn't work, and the house became like a hammam within ten minutes. Meanwhile, we were getting news that the Turunç town was evacuated and the navy rescued the people trapped in Selimiye by landing craft.

I started drinking beer in the hope that it would relieve me. After I finished my beer, it occurred to me to look at the news again. Thus, we learned that the road has been reopened to traffic. So, how logical was it to dive into the burning forests at night? So the holiday was worth more than our lives? My wife and I got in the car and went to the police checkpoint. We asked the police there if the road was safe. "The road is safe, but you still go carefully," they said.

We restored the summer house and got into the car again. The fire scenes we saw on the way were terrible. I had never seen such fire images before, even in movies. The flames rising into the sky were radiating terrific lights. We proceeded with our eyes wide open and arrived in Datça an hour later. We settled in our accommodation. In the first days, ash was falling from the sky constantly. Also, because the air was reddish, the reflections of light on the sea were golden.

The fire and extreme heat ended after a few days and we started to have a more normal holiday. In addition to routine holiday activities such as swimming, reading a book, and washing the dishes, I watched plenty of technical analysis videos. Technical analysis is fun, and it works!

We came back from vacation yesterday. Today, I just sat down on my desk writing my article. Prices in the crypto market are doing well these days. This time, Hive is rising slowly. Let's not let the evil eye be touched.

I intend to write an article every day. My new science fiction storybook called Other Life will be released soon. A few story ideas came to mind while I was on vacation. I intend to write them in the following weeks. Let's see what happens.

Thank you for reading.

Yazının Türkçe Versiyonu

İki hafta kadar önce, orman yangınları bütün hızıyla devam ederken tatil zamanımız gelip çattı. Millet can derdindeyken yola çıkmakla ilgili biraz tereddüt ettik, ama rezervasyonu önceden yapmıştık, iptal etme şansımız yoktu.

Bir gün önce Marmaris-Datça karayolu trafiğe kapanmıştı, yola çıkacağımız gün yolun açıldığı haberi gelince biz de ailecek yollara düştük. Yolculuğumuz gayet rahat geçti, 7 saatte şen şakrak Marmaris'e ulaştık. Marmaris çıkışında Datça'ya giden yolun kapanmış olduğunu gördük. Ortam Amerikan felaket filmlerini andırıyordu. Tepemizden sürekli helikopterler geçiyor; ambulanslar, itfaiye araçları kenarda duran otomobil konvoyunun yanından geçerek ilerliyordu. Dışarıda sıcaklık 50 dereceydi ve biz arabanın içinde ne yapmamız gerektiğine karar vermeye çalışıyorduk. Yolun ne zaman trafiğe açılacağı belirsizdi. 700 km yol geldikten sonra İstanbul'a dönmek de doğrusu içimizden gelmiyordu.

Hemen Marmaris'te boş bir otel ayarlama işine giriştim. Gel gör ki hiçbir otelde yer yoktu. Muğla merkezde otel bakınırken aklımıza Marmaris'te yazlığı olan bir arkadaşımız geldi. Arkadaşımız sağ olsun, Marmaris'teki bir arkadaşı aracılığıyla anahtarı bize ulaştırdı. Yazlık oldukça yakın bir mesafedeydi; cümbür cemaat kendimizi eve attık. Bu arada havada Marmaris'in her yerinde yüzlerce mangal yanıyormuş gibi bir is kokusu vardı. Dışarısı sauna gibiydi ve gök de hafifçe kızıllaşmıştı.

Yazlığın salonunun penceresinden karşı tepelerin yandığını görmek ürkütücüydü. Alevler yaklaşırsa kaçabilelim diye pencereden sürekli yangını izliyorduk. O sıcakta insanın en korktuğu şey susuz kalmak oluyor. Apar topar dışarıya çıkıp köşedeki markete alışverişe gittik. Tepemizden bu arada sürekli yangın helikopterleri uçuyordu. İlk markette su kalmamıştı, ikincisinde de su kalmadığını görünce bir an telaşa kapılarak bir paket maden suyu aldım.

Eve döndüğümüzde elektrikler kesildi ve klima çalışmayınca ev on dakika içinde hamam gibi oldu. Bu arada Turunç beldesinin boşaltıldığı, Selimiye'de mahsur kalanları deniz kuvvetlerinin çıkarma gemileri tarafından kurtardığı gibi haberler alıyorduk.

Can sıkıntımı giderir umuduyla bira içmeye başladım. Biramı bitirdikten sonra aklıma yeniden haberlere bakmak geldi. Böylece yolun yeniden trafiğe açıldığını öğrenmiş olduk. Peki gece vakti yanan ormanların arasına dalmak ne derece mantıklıydı? Yani tatil canımızdan daha mı değerliydi? Eşimle arabaya atlayıp polis kontrol noktasına gittik. Oradaki polislere yolun güvenli olup olmadığını sorduk. "Yol güvenli ama siz yine de dikkatli gidin," dediler.

Yazlığı apar topar eski haline getirdik ve yeniden arabaya doluşup akşam 21 sularında Marmaris'ten Datça'ya doğru yola çıktık. Yolda gördüğümüz yangın manzaraları korkunçtu. Daha önce filmlerde bile öyle yangın görüntüleriyle karşılaşmamıştım. Göğe doğru yükselen alevler çevreye müthiş ışıklar saçıyordu. Gözlerimizi dört açarak ilerledik ve bir saat sonra Datça'ya vardık. Kalacağımız yere yerleştik. İlk günler gökten sürekli kül yağıyordu. Ayrıca hava kızıl olduğu için ışık yansımaları altın rengindeydi.

Yangın ve aşırı sıcaklar birkaç gün sonra sona erdi ve daha normal bir tatil yapmaya başladık. Tatilde denize girmek, kitap okumak ve bulaşıkları yıkamak gibi rutin tatil faaliyetlerinin yanı sıra bolca teknik analiz videosu seyrettim. Teknik analiz zevkli bir uğraşmış, işe de yarıyor üstelik.

Tatilden dün döndük. Bugün de hemencecik yazının başına oturdum. Kripto piyasasında fiyatlar iyi gidiyor bu aralar. Steem de bu kez ağır ağır, sindire sindire yükseliyor. Nazar göz değmesin diyelim.

Niyetim tatil öncesine benzer biçimde her gün bir yazı yazmak. Yakında Öteki Hayat isimli yeni bir bilimkurgu öykü kitabım çıkacak. Tatilde birkaç öykü fikri de geldi aklıma. Yenilenmiş bir enerjiyle bol bol yazasım var. Görelim bakalım neler olacak.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Image Source: https://pixabay.com/photos/wildfire-bushfire-fire-forest-4755030/

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
4 Comments