HÜRRİYET VE ÖZGÜRLÜK

img_0.4682380555786294.jpg
Hürriyet ve özgürlük... Dayandıkları nokta: eşitliktir. Ülkedeki vatandaşların hepsini kapsamayan eşitlik, eşitlik değil, imtiyazdır. Devleti ellerine geçirenlere imtiyaz oluyorsa, yönetenlerin ellerinde sopa ve sopa da durmadan vatandaşların kafasında… Evet, eğer hürriyet kanun tarafından ciddi bir uygulamaya alınmamışsa, söylenen ve söyleneceklerin hepsi yalan... Yalan olur çünkü eşitlik diye haykıranların çoğu hürriyet ve eşitliği kendileri için isterler. Vatandaşların hür olması demek her türlü cehaletten ve türlü sefaletten kurtulmak demektir. Zaten vatandaşa lazım olan hürriyetin bir kısmı değil, hürriyetin tamamdır. Eğer halk cahilse, cahiller kendisine verilen hürriyeti bilmese, daha doğrusu, çalışma hürriyeti verilmiş ama bilinmeyen ve olmayan bir işin hürriyeti mi olur? Çiftçi topraksız, esnaf sermayesiz olduktan sonra istediğin kadar çiftçiye ve esnafa çalışma hürriyeti bahşet neye yarar. Gerçek hürriyet her vatandaşa lazım olduğu gibi, vatandaşların kullanabileceği kuvvettir de. Gözleri görmeyene güneş ışığı ne ifade eder. Yetenekler verilen hürriyetin himayesi altında ancak gelişirse “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü gerçekleşir. Aksi takdirde felçli kişilere kaldırımlarda yürüyebilirsiniz diye kanun çıkartmak yetmez. Bugün ülkede hürriyet soğuk iklimlerdedir. Hürriyetin yazı ve baharı kalmadı. Hürriyet iklimi değişen ülkelerin hedefi ve amacı da kalmadı. Bugün kör topal yürürken, hürriyetin zevki ve bağımlı zevksizler konusu üzerinde duracağım. Hürriyetleri olan ülkelerin hepsi medeni ve kültürlü... Hür ve özgürlük içinde hep yeni şeyler peşindeler. Hedeflerine hürriyetleriyle hep deneme içindeler... Denemelerden sonra tecrübe kazandığının talimini ve terbiyesini uygulamaya koyarlar. İlim ve ilmin emrindekiler ancak cahilleri azaltmak için hep bilgi sahibi olmakta...
img_0.8149551371482557.jpg

img_0.887849721347505.jpg

H2
H3
H4
3 columns
2 columns
1 column
2 Comments